BİR ZAMANLAR; KİLİS - 6 –

Yazıhane sahibi parayı aldıktan sonra, zırt pırt gelip gitmesini istemez. Çünkü çakılır, kaçakçılık ettikleri ve biraz da gizemli olması gerekir. Yolda yolakta gördüğünde; "bugün alıcılar Beyrut'a gitti. 5 -6 günde alıp dönerler. Malın Kilis'e gelmesi tahmini 15 - 20 gün sürer". Bir daha gördüğünde " gemiye yüklendi", devamla, " Samandağ açıklarında denizde bekliyor. İndirmek için uygun ortam arorlar. büyük ihtimalle bu gün iner" , " gerisi yavaş yavaş gelir". Sonuçta gelir ve anında müşteri hazırdır satılır. Fiyatları şirket belirleyip, perakende satanlara sunulur. s Perakendeciler olan tuhafiyecilere güvenirlerse biraz kredi açılır; şirket başkanı tarafından. Böylece satış devam eder. Kar bölüşümünü tüm masraflar çıktıktan sonra hisse oranında paylaştırılır, ya da sermaye yükseltilir. Çünkü ne kadar çok para o kadar çok kazanç olur.

          Yazıhane sahipleri, ya da şirket başkanları; aldıkları bu paralarla ticaret yaparlar. Ne kazanırlar, iştirakçilerine ne gösterirler bilinmez. Ancak iştirakçilerde, şirket sahipleri de kazançlardan genelde memnun olurlar. Bazı şirket sahipleri iştirakçilerine; her türlü maliyet çıktıktan sonra, kalan karı eşit oranda bölüştürür. Bazı şirket sahipleri de; masraf çıktıktan sonra kalan kardan kendisine yüksek oranda ayırırken, diğer ortaklara daha az kar payı dağıtırdı. Her iki şekilde de olsa iştirakçilerde, şirket başkanı da memnun olurdu. Karlar; banka faiz oranlarından fazla ve haram değildi. Sonuçta risk gerektiren bir ticaretti. Bu işte şirket başkanına inanmaktan başka bir güvence yoktu. Hiçbir harcamanın faturası ya da belgesi olmazdı. Şirket başkanı ne derse kabul etmekten başka seçenek yoktur.

           Bu şekilde şirketlere “sehem (hüsse, pay)” koyanlar bir yıl içinde, kendileri de yazı hane açıp, ortak arayan insanlarla doludur. Pasajların birinde dükkan açıp tuhafiyecilik yapan insanlarla doludur. Bunlar sıradan bir inşaat işçisi, rençber, esnaf veya köyde iken çobanlık, çiftçilik yapmış olanlarda vardır.

           Her bol kazancın riski de vardır. Kaçakçılıkta yakalanmak devamlı vardır. On kez sağlam çıkarsın, bir kez yakalandığında; on seferde kazandığın gidebilir ve sıfırsın. Yani tekrar başa dönersin. Ondan dolayı Kaçakçı Atasözüdür; “ KAÇAĞA HER GİDİŞİNDE, TÜM SERMAYENİ KOYMA. Yarı sermaye devamlı kalsın. Yakalattığında, yarısını bıraktığın sermayenin yine yarısını al öyle git” böyle bir Kaçakçı atasözü var gibi. Kaçağa gitmek için kimse kimseye kolay kolay sermaye vermez . Yakalattığında neyini alacak veren kişi. Vermezler kaçakçıya sermaye; kişiye inanırlarsa kar ortaklığına verirler. Bu tip ortaklıkta; bir kişi sermaye riskine girer, diğer kişi yakalanma ve gelebilecek ceza ve yaşam riskine girer. Kolay değildir kaçakçılık. Hem can riski var, hem de mal riski var.

            Bazen gelen mal yakalanır. Hisse sahiplerine izaanla bildirilir. Birdenbire parlamasın ve kendine, çevresine zarar vermesin diye. Çünkü artık bitmiştir. Sıfırdır. Her türlü para edebilecek neyi varsa, satmış savmış götürüp vermiştir. Hanımın takılarını vermiş; hanımın haberi yoktur. Belki hanım kendisini boşar. Boşamazsa da; hayatını zindan eder. Hadi hanımını haletti diyelim; kayın akrabalara da; haber anlatmak var. Eşe, dostta haber anlatmakta cabası. Ömrün biter bu acı bitmez.

           Bu para onların geleceği idi. Ne yapsınlar, sanki evden Allah göstermesin cenaze çıkmış gibi olurlar. Ta ki; birisi “ölmedik ya, gene kazanırız, kafayı yormayın, bir daha da bu konuyu açmayalım, işimize bakalım” derse biraz olsun vaz geçilir.

          Bu yakalanma olayı orada bitmez. Kuşku yüklerler iştirakçilere: “sor bakalım; nerede yakalatmışlar. Tutanak almışlar mı? Çatışma çıkmış mı? Kaçmaya çalışmamışlar mı?” …….???? Bunun gibi nice sorular sorulur.

          Sorduk Şirket Başkanına;

          “İskenderun’dan gelirken birdenbire önümüze polis araçlarıyla çevirdiler. Ben deyip on siz deyin 20 araba, ışıklar yanıyor, sirenler çalıyor kaçacak yer mi? kaldı ki; kaçak. Kaçamadık. O tantanada polisin biri “kaçın canınızı kurtarın, ben idare ederim, hiç olmazsa hapis yatmazsınız” dedi. Bizde fırsattan yararlandık kaçtık. Tutanak filanda tutulmadı. Allah bilir onlarda malları devlete teslim etmeyip; kendi aralarında bölüşmüşlerdir ….”  Yeri çıkın işin içinden bakalım. Hiçbir şey belli değil. Araştırma yok. Elin kolun bağlı. Düşünüyorsun daha önceden kar dağıttı, demek ki; bu kez, yakalandı. Kabul et artık. Yakalandığını kabul eder mi? Dersiniz. O soruda ömrü Billah aklından çıkmaz. (SÜRECEK)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
M.Ali Can Arşivi