ZOR GÜNLER

İrfan DEMİRCİ” Yazdı..

2001 ekonomik krizinden aklımızda ne kaldı denilse, kuşkusuz ilki televizyon haberlerinde yüzlerce kez yer alan, başbakanlıktaki yazar kasa atma olayı olurdu. Diğeri ise cumhurbaşkanının başbakan yardımcısına anayasa kitapçığı fırlatması hadisesi olurdu herhalde .

Bankaların hortumlanması, gecelik faizlerin binlerle ifade edilmesi, yine bankaların kapanması aklımıza sonra gelir.

Aradan çok değil 17 yıl geçmesine karşın işsiz kalan yüz binlerce insan, kapanan şirketler aklımıza hemencecik gelmez.

Özelleştirilen devlet kuruluşları belki de zihnimizden çıkmıştır.

Yitirdiğimiz değerlerimizi unuttuk bile bu süreçte.

Dersler aldık mı?

Son bir-iki haftadır ekonomik olarak yaşadıklarımıza bakılırsa, bu soruya olumlu yanıt verebilmek zor görünüyor.

Kuşkusuz yaşadıklarımızın nedenleri arasında ABD’nin bize karşı olan düşmanca tavırları çok önemli bir etken.

Trump’ın başkanlığındaki Amerika’nın bize müttefikliği, dost ggörünümlü düşmanlıktan başka bir şey değil .

Bölünmüş, dağılmış, parça parça olmuş bir Türkiye istediği çok net.

Ancak yalnızca bu nedenin arkasına sığınarak ülkenin, insanlarımızın kaybettiklerini görmezden gelemeyiz.

Ekonomi ve siyaset iç içe geçmiş kavramlardır.

Ekonomideki yanlışlar siyasetinizi, iktidarınızı, siyasetteki yanlışlar da ekonominizi ve yine iktidarınızı etkiler. Ancak asıl etkilenen ise yoksullaşan halktır.

Uzun yıllardır yeni bir İskenderun ya da Ereğli Demir Çelik yapmadık, PETKİM, TÜPRAŞ kazandırmadık bu ülkeye.

Yüzlerce AVM’miz oldu, şaşaalı binalarla doldu etrafımız. Yıllardır kazandıklarımızı ve borçlandıklarımızı buralara yatırdık.

1994, 2001 krizleri geçti şimdi bugündeyiz.

Beş–on yıl sonra yine kaybetmemek adına tespit doğru olmalı.

Doğru bildiklerimiz kafamızın içindeyken, ağzımızdan duyulmak istenenler söylenmemeli.

Bu krizle birkaç haftada ülkemiz ve insanımız fakirleşti, bunu ayrımsız hepimiz yaşıyoruz.

Sonuçlarına hep birlikte katlandığımız, birlikte yoksullaştığımız ekonomik kriz üzerinden bile nasıl ayrışıyoruz, bunu anlamak mümkün değil.

Bu da krizin çözülmesi gereken esas denklemi olsa gerek.

 

 

832 Defa Okundu.