Reyhanlığını göster bu kez halkım

Fevzi GÜNENÇ” Yazdı..

 

Babalar doğacak çocuklarının erkek olması için can atarlar. Eğer dünyaya gelen çocukları kızsa keyifleri kaçar. Bu da doğal, soylarını sürdürmektir amaçları.

Ne var ki kız çocuklarına özgü bir özellik vardır. Daha mini minnacıkken bile ne yapar ederler, sevdirirler kendilerini babalarına. Unuttururlar onlara soylarını sürdürecek erkek çocuk masalını.

O kadar ki baba:

“İyi ki kızım olmuş…” demeye başlar. Onu alıp canının içine sokası gelir.

***

Çiçekler içinde de Reyhan böyledir. Pek çok çiçek gibi görkemli değildir ama eğilip kokladığınızda burnunuza kokuların en güzelini verir.

Okşarken azıcık kokusunu avuçlayıp burnunuza götürün, sizi mutlu edebilecek kadar güzel kokular yayar yine.

Sabırlıysanız beyaz minik çiçekler açtığını da görüsünüz onun. Ama yeşilliği bile başlı başına canınıza can katmaya yeter.

Ben masamın üstünde her zaman muhakkak bir Reyhan saksısı bulundururum.

Çok kırılgan çiçektir Reyhan.

“Çiçekler içinde şair olanı var mıdır acaba? diye merak ediyorsanız söyleyeyim:

Varsa, o çiçek muhakkak Reyhandır. Çünkü Reyhan şairler kadar kırılgandır.

Bir arkadaşım evime geldiğinde, masamın üstünde gördüğü Reyhanıma hoyratça saldırdı. Kabaca sevdi onu. Hemen küstü, darıldı, soldu Reyhan’ım.

İnanmayacaksınız ama bir süre sonra da kurudu gitti.

İşte böyle kırılgan bu Reyhanlar.

***

Bir amatör çiçekçinin önünden geçiyordum. Orada gördüm onu.

“Kaç bira bu?” diye sordum.

“Beş lira,” dedi.

Pek ucuz geldi bana. Beş lirayı verip Reyhan’ı aldım. Üreticisi nedense toprağını bol tutmuş, suyunu bol vermiş. Eve getirinceye dek epeyce zahmet çektim. Ama çektiğim zahmete değdi.

Eve getirince toprağını kabını, iyileriyle değiştirdim. Can suyunu verdim. Keyfine diyecek yoktu. Nazlı nazlı salındı.

O, masamın değişmez süsüydü artık. Kelebeğe dokunurcasına usul dokunarak seviyor, kokusunu burnumla içime çekiyordum.

Bu, beş liraya satın aldığım mutluluğumu binlerce liralık hiçbir şeye değişmem.

Ne edip eyleyin siz de evinizde ya da işyerinizde, yakınınızda çalışma masanızın üstünde ya da yemek masanızda muhakkak bir Reyhan saksısı bulundurun. Yaşamınıza bir başka güzellik katacaktır o.

Ancak, bir şeye dikkat etmeniz gerek. Yalnız kalmaya gelemez Reyhan. Uzak bir yere girecekseniz, nasıl ki köpeğinizi ya da kedinizi kafesine koyup birlikte taşıyorsanız, Reyhanınızı da yanınızda götürmelisiniz.

“Çiçek ne anlarmış yalnızlıktan demeyin. O da bir canlı. Konuşamaz ama ağzı dili var. Gözleri yok sanırsınız ama sizden iyi görür. En küçük sesi sizden iyi duyar.

İsterseniz bir sabah selam vermeyin bakın nasıl söz atacaktır size:

“Sakallıya selam yok galiba aga…” demezse n’olayım.

+++

Ben halkımı hep reyhan’a benzetmişimdir. Halkım da reyhan çiçeği gibi kırılgandır. Uzun zaman size güzellikler yayar ama ona hoyrat davrandığınızda yüzünüze bile bakmaz.

Bir ay sonra yerel seçimler yapılacak. Umarım bu kez oy kullanırken, artık tahammülünün sınırına gelmiş olan halkım reyhanlığını gösterecektir bu kez.

 

 

2.085 Defa Okundu.
[pro_ad_display_adzone id=172609]