MOS

Arif NACAROĞLU” Yazdı..

Hemen hemen 3 bin 300 yıl öncedir. Dünyanın uygar coğrafyasında, bilinen 2 büyük devlet, Mısır ve Hitit bölgeyi paylaşmış, verimli topraklar için birbirleriyle kıyasıya rekabet içindedir. Mısır, tanrıların ve onların yeryüzündeki mutlak temsilcisi rahiplerin ve askerlerin yönetimindedir. Tanrı isimli Firavun Seti, görkemli sarayında, kalabalık ailesiyle rahip ve asker iktidarını yönetmektedir. Mısır’da Mısırlı olmak ayrıcalıktır. Onlar kirli işlere bulaşmaz, sanatla uğraşırlar, günlük işleri çeşitli milletlerden topladıkları insanlara, marangozluk, taş işçiliği gibi ustalık gerektiren işleri bu konularda uzmanlaşmış Şipurilere yaptırırlar. Şipuriler, tek tanrıya inanan İbrahim Peygamber’in soyundan gelen insanlardır.

 

Tarihçilere göre Şipuri Amram Usta firavun sarayının taş işlerinde çalışmaktadır. Bir akşam sarayın bahçesinde Firavun Seti’nin kızı, 2. Ramses’in kız kardeşi ile karşılaşır. Bu karşılaşmadan aylar sonra Mos doğar. Kutsal kitaplar Prenses’in Mos’u kirli Nil sularında yıkanırken bir sepet içinde bulduğunu yazar. Mısır sarayı anaerkildir ve saray Mos’u Firavun torunu olarak kabullenir. Firavun Seti dönemi Mısır’ın muhteşem taş binalarla donatıldığı ve bu taş binalarda Şipuri (İbrani) ustaların düşük ücretlerle ve kötü koşullarda çalıştırıldığı dönemdir. 16 yaşında firavun vekili olan 2. Ramses başkentin yakınında hayal ettiği muhteşem kenti bir an önce kurmak için yeğeni Mos’u görevlendirir. İnşaat hızlı ilerlemektedir ama yaşam Şipuriler için yarı köleliğe dönüşmüştür. Acımasız yöneticiler kenti Ramses’in istediği zamanda bitirmek için insanları gün ışığı boyunca acımasızca çalıştırmaktadırlar. Sarayın tam yetkiyle donattığı Mos dayısı Ramses’in acımasızlığı ve bu halkın çektiği acılar karşısında dayanamamaya ve kentin yöneticileriyle ters düşmeye başlamıştır. Babası Amran’ı, baba bir kardeşleri Harun’u ve Meryem’i tanır. Acımasız bir ustabaşının Şipuri bir işçiyi dövmesine dayanamaz ve ustabaşıyı öldürür ve kendisiyle kim gelirse onları da yanına alarak buralardan kaçmaya, Vadedilmiş (?) topraklara gitmeye karar verir. Firavun ordusu onu ve Şipuri ahalisini kuzeyde beklemektedir. Oysa Mos çoğu zaman balık avlamaya geldiği Kızıl Deniz’in bu bölgesinde gelgit olaylarında denizin çekildiğini ve karşı kıyıya yürüme boyunda bir geçit oluştuğunu belirlemiştir.

 

Şipuri halkını Sina Yarımadasına geçirip zorlu bir yolculuğa başlayan Mos, Musa olmuştur artık.

 

İnşaatının yarım kalmasına, usta taş işçilerini kaybettiğine üzülen ve kızan Ramses, Mos’u çok arar ama bulamaz. O güneye, tam ters yöne gider ve izini kaybettirir.

 

3 bin 300 yıl önce geçtiği bilinen olayları böyle yorumlar ve anlatır Gerald Messadie, Musa adlı kitabında.

 

3 bin 300 yıl geçse de insanlığın bir arpa boyu yol gidemediğini anlıyor insan bugüne baktığında.

 

 

 

576 Defa Okundu.