Memleket Betona Kesti…

Ercan KÜÇÜKOSMANOĞLU” Yazdı..

 

 

Kriz, Bunalım, Enflasyon, Devalüasyon derken, ülkemizde bu durumu yaratan en önemli yaratan en önemli yanlışlılarda birinin, inşaat sektöründe aşırı büyüme olduğunu söylüyor ekonomistler. Ülkemizde 5 milyon konut fazlasının olduğu söyleniyor. Ülkemiz büyüyor, kalkınıyor derken, 15 yıl sonra ülkenin parasının betona yatırıldığını hep birlikte görmüş oluyoruz. Köyler, kasabalar boşalır iken, tarım ekonomisi çökerken memleket betona kesmiş oluyor. Çimento fabrikaları aralıksız çalışıyor. Dere ve Nehir yataklarımızda kum kalmadı. Beton ve yüksek yapıların yükseldiği şehirlerimizin doğal yapısı hızla bozuluyor. Yeşil alanlar betonlaşıyor. Hava akımının bozulduğu, hava kirliliğinin yaşanmaz hale geldiği şehirlerde oturmak zorunda kalıyoruz. Betonlaşmanın tipik örneklerinden biri de Gaziantep.

Niye bu duruma geldik? Üretimden kopuk, kaptı kaçtı, yap sat anlayışıyla, iktidarın da desteğiyle ucuz maliyetle konutlar üretilip, yüksek fiyatlarla vatandaşa satıldı. Vatandaşımız başımızı sokacak yer olsun diye varını yoğunu satarak, geleceğini ipotek altına alıp krediler alarak bu konutları aldı. Kimileri bu kredileri ödeyemeyip aldığı konutu geri vermek zorunda kaldı. Bu işe para yatıran parababaları hızla büyüdüler. Konut üzerine, konut yaptılar. Bir anlamda da altın yumurtlayan tavuk masalındaki, tavuk sahibi çok iştahlanarak tavuğu da kestiler. Sonuçlar çok acı. Bozulan şehirler. Aynı apartmanda yaşayıp birbirine güvenmeyen insanlar. Hava Kirliliğinin artması sonucu, akciğer, kalp ve kanser hastalarının artması. Tarım ekonomisinin çökmesi sonucunda, sağlıklı besinlere ulaşmadaki zorluklar, gıda fiyatlarının artışı..

Kaptı Kaçtı ekonomisinin ülkemizdeki tarihsel kökleri Tefeci-Bezirgan sermayeye dayanır.  Üretimden kopuk olan bu sınıf, köylünün malına tarlada iken el koyar. Mal stoklayıp, o mal piyasada azaldığında piyasa da azaldığında sürüp yüksek karlar elde eder(1). Batı Avrupa ülkelerinde bu sınıf zemin bulamamıştır.  Avrupa’da ülkelerinin büyük çoğunluğunda 1917 Sovyet devriminin de etkisiyle konut sorunu yüzyıl önce çözülmüştür. Devlet vatandaşına oturabileceği konutu kendisi sağlamaktadır.  Vatandaş bizde olduğu gibi, ömrünü ev sahibi olmak için harcamamaktadır. Biz de ise halkın ev sahibi olma isteğini istismar ederek, ona yüksek fiyatlarla konut satan, iktidarlardan da destek alan yap-satçı  parababaları vardır.

Bu son krizin anahtar kelimelerinden biri de konut fazlasıdır. Üreten değil, tüketen bir ekonomik düzenimiz var. Betonlaşan şehirlerimiz de bu düzenin bir sonucu. Halk olarak betonlaşmanın kaderimiz olmadığını görmemiz gerekmektedir. Neden-sonuç ilişkisi içinde sorunlarımızın gerçek nedenlerini bulmak ve ona göre bir siyaset içinde olmak zorundayız.

 

1)HikmetKıvılcımlı, Türkiye’de Sınıflar ve Politika. Derleniş Yayınları. 1993

ercankosmanoglu @hotmail.com

 

 

1.753 Defa Okundu.