Kızmaya, kahretmeye gelmez bu işler…

Ender İMREK” Yazdı..

 

Sonunda söyleyeceğimizi başta söyleyip, öyle devam edelim.

Aydınlık bir gelecek düşü kurarak yaşayanlar için umutsuzluğa yer yoktur.

Eluard’ın ünlü dizesi şöyle;

‘La nuit n’est jamais compléte.’

‘Hiçbir zaman kapkaranlık değildir gece.’

Dünya karanlık dönemler yaşamış olsa da, hep aydınlanma çabasının etkisi altındadır.

Zira gelişimin yönü böyle…

İspanya’sı, İtalya’sı, Almanya’sı, Şili’si… Daha nereler nereler…

Dünyanın faşizme, diktatörlüklere, despotlara, dinci zalimlere boğulduğu dönemler yaşandı, yaşanıyor…

Ama çok şey aşıldı, aşılıyor.

Nice karanlıklardan geçilip, zor da olsa ulaşıldı aydınlıklara… Direnç, eninde sonunda evriliyor aydınlığa… Zor ve zorbalık, yalan ve hile ilelebet kalamıyor iktidarlarda.

Gerçeği ters yüz etmenin başarıldığının sanıldığı dönemler olsa da, bazen bir bir yıkıldı diktatörlükler, kiminde üçer, beşer…

İşçilerin, emekçilerin, ezilen ve sömürülen halkaların iradesinin zayıfladığı, ufkunun karardığı, esir alındığı oldu, oluyor iradenin zayıflığının seyri…

Ancak aşılıyor sonunda. Karanlık evriliyor, güneş doğuyor…

Sonra… Sosyalizm bile yaşandı, ‘güler yüzlü’ saydıkları kapitalizme yeniden yenilse de…

Ve dünyanın bazı yüzeylerinde hâlâ gün, güneş yüzü gören bayırlar varsa, sosyalizmin yüzü suyu hürmetinedir. Bu unutulmasın…

***

Türkiye’de de çok şeyler yaşandı… Nice zor yıllar, katliamlar… Onca askeri darbe… İdamlar.

Aslında hep halkaydı, kimi ona, kimi buna sayılsa da, işçiler, emekçiler halklar bölünerek karanlık yıllara mahkum edildi her defasında.

Büyük acılar yaşandı, çok badireler atlattı halklarımız.

Ne Kürtler tanınırdı, ne Aleviler… Ne Türk özgür ve toktu kendinin saydığı iktidarlarda, ne Çerkes mutlu, ne Laz, ne Ermeni, ne Arap, ne Rum eşit kardeşlik yaşadı.

Ne parti kurmak mümkündü bir zaman, ne sendika, ne dernek açılabilirdi zaman zaman.

Gazeteler yasaklıydı. Hapishanelere yazıldıydı her fert…

Ama direnç duru su gibidir…

Bunu da koyalım bir yana ve hiç unutmayalım…

***

Yeni bir deneme safhasındayız…

Bir rejim denemesidir önümüzdeki dönem. Ve bugüne kadar durdurulamayan gidişatın sahiplerinin bir hesabı var elbet.

İktidar hırsıyla her şeyi yapmaya hazır güçler karşısında, iktidar hedefli güçlü bir mücadele ve demokratik direniş odağı yaratılamadığından geldik bu günlere.

Hemen her kritik dönemeçte yola koyulmaya hazır milyonların önü açılamayınca, eskiye yeni yol açılmış oldu.

Son ‘seçim’ tahkim edilmiş bir sürecin sahiplerinin şenliği oldu.

Bir yanda, Soma’da adalet göçük altında kaldı, bir yanda Çorlu’daki trende can pazarı, bir yanda Doğu, az ötesi Ortadoğu…

Yani bir yanımız kan revan… Bir yanda panayır havası.

Dolar, avro yükselişi, enflasyon, işsizlik, açlık, eğitim, sağlık umursanmaz mı, yarın üzerine yıkılacaklar tarafından?

Saray’dan yönetilecek ülke, kabine ve damada teslim edilmiş hazine…

Asya tipi kriz riskine aldırış yok, lüks ve safahat sınırsız…

Halklarımız ne kadar dayanır acılarda ayrışmaya, çabamıza bağlı ve göreceğiz.

Tüm çabalarımıza rağmen durdurulamayan rejim denemesi sürecine girilse de; insanlık için emek, barış ve demokrasi diyenlerin durduramadığı süreçten geçiliyor olsa da; halklar birleşirler ve kazanırlar sonunda. Yeter ki bilelim kazanamamanın nedenlerini…

Bilelim ki, işçi sınıfının davası haline getiremedik hedefi… Emekçi milyonlara anlatamadık… Ezilen ve sömürülen milyonları örgütleyemedik… Yok sayılan dilleri, varlığı kabul edilmeyen inançları, farklı kültürleri, halkları birleştiremedik…

Suçun çoğu bizde yani…

Kızmaya, köpürmeye, kahretmeye gelmez bu işler.

Ve oyunlarla baş etmek gerek!

Yılmak yok… Sürdüreceğiz mücadeleyi. Doğru bildiğimizden şaşmayacağız. Hak ve adaleti, barışı, eşitlik ve özgürlüğü aramaktan başka yol yok bize.

4.827 Defa Okundu.