ISRAR VE İNAT

Akın BİRDAL” Yazdı..

a2

Türkiye büyüklük kompleksi ile davranışını sürdürüyor.

Israr ve inat, konjektürel durumu dikkate alarak, ülkenin ve toplumun normalleşmesine yönelik değil tam tersi kör kuyudan debelenerek çıkmaya çalışıyor; çalışıyor demek de pek gerçekçi değil, çünkü iktidarını belirsizlikler, çatışma ve gerilim üzerine kurmayı kendine politika edinmiş.

Oysa, Türkiye stratejik bir yol kavşağındadır, istenilmesi durumunda bu kavşak risksiz ve yeni imkanlar elde edilerek dönülebilecekken, tehlike içine atılması ve geriye dönüşü zor yerlere de sürüklenebilir.

Bir dizi olguyu yok sayarak sürecin oyalanması, işi daha yokuşa sürecek ve yaşanılanların tekrarından başka bir sonuç getirmeyecektir.

Son “Şah Fırat Operasyonu”nun bile doğru okunması, Türkiye’nin ne yapması ve nasıl bir yol seçmesi gerektiğini açığa çıkarmıştır. Çıkış yolunu ,gerçekleri gizleyerek ve gündemi maniple ederek tıkamak yerine, ne yapılması ya da ne yapılmaması gerektiği ortadadır.

Israr ve inat ne zaman iyi ne zaman değil, ne için yararlı ne için zararlı buna gecikilmeden karar verilmelidir.

İç Güvenlik Paketi’ndeki ısrar ve inat, Türkiye’nin ve toplumun ihtiyaç ve beklentilerine taban tabana zıddır.

Bu ısrar ve inat, seçimlerin güvenliğini sağlamayacaktır.

Çözüm ve müzakere sürecini ilerletmeyecektir.

> Yüzüncü yıl yüzleşmesine doğru bir zemin oluşturmayacaktır.

> Emekçilerin, yoksulların beklentilerini karşılamayacaktır.

> Demokratik, barışçıl toplantıların güvenliğini ve özgürlüğünü sağlamayacaktır. Çünkü bu paket ile iktidarın yaklaşımı, demokrasi ve hukuk rejimi içine sığmamaktadır.

Baskı ve yasaklar, demokrasi ve hukuk ile açıklanamaz. Barış ve adalet de, güvenlikçi yatırım ve politikalarla hiç sağlanamaz.

Peki, bu gidişattaki ısrar ve inat o zaman niye? Kuşkusuz boşuna değil. Türkiye’yi uçurumun kıyısına getirmiş bir iktidarın bundan nasıl kurtulacağının kararı kolay değil. Bu Süleyman Şah Türbesi’nin başka bir yere taşınıp, inşa edilecek olması gibi basit de değil.

İnsan haklarından, demokrasiden, hukuktan bu denli uzaklaşmış bir rejimin yeniden inşası kolay olmayacaktır.

Şiddet ve cinnet sarmalına giren Türkiye bir taziye evine dönüşmüştür. Her gün genç insanların cenazeleri kaldırılmaktadır. Bu süreci daha da ağırlaştırcak olan İç Güvenlik Paketi’ni geri çekme fırsatı yitirilmemiştir.

Önümüzdeki günler, Türkiye hem riskler hem de imkanlar sunacaktır.8 Mart, Newroz, 24 Nisan, 1 Mayıs ve 7 Haziran. Süreci imkanlara dönüştürmek güçlü siyasi bir iradeye bağlıdır. Bu da baştaki iktidarda yoktur. Bu iradeyi açığa çıkaracak olan demokrasi, adalet, barış ve özgürlük isteyenlerin birleşik gücüdür.

Cemre düştü. Toprak çatladı, kabarışı sürüyor.

Mart, Nisan ve Mayıs’ta sürgüne duracak fidanları, Haziran’da meyveye dönüştürmek mümkündür.

Göreceğiz.

 

208 Defa Okundu.