Hayalleri yarım kaldı

“Ben haksızlığa hiç dayanamam” ifadesini ne çok duymuşuzdur hayatımızda. Evet, kolay değildir haksızlığa katlanmak.  Bazen sıra beklerken bir kişinin öne geçmesi bile tahammül sınırımızı taşırır ve ha...

7 Nisan 2019

“Ben haksızlığa hiç dayanamam” ifadesini ne çok duymuşuzdur hayatımızda. Evet, kolay değildir haksızlığa katlanmak.  Bazen sıra beklerken bir kişinin öne geçmesi bile tahammül sınırımızı taşırır ve haksızlığa uğradığımızı düşünür adeta yeri yerinden oynatırız.

Her kişinin haksızlık karşısındaki tutum ve davranışları farklı olsa da ortada bir haksızlık olduğunda genellikle haklıdan yana olur, çeşitli yorumlar yaparız. Yüreği olanlar haklının yanında, haksızlığın da karşısında olur. Ancak durum her zaman böyle olmayabiliyor. Haklının gücü, konumu, sosyo-kültürel düzeyi gibi çeşitli nedenler etkilemiyor değil, bir durum karşısında tutumumuzu.

Bazen birilerinin “üzerinde durmayı değmez” dediği bir haksızlık karşısında çıkarılan sesler ve verilen tepkiler bile haksızlığa uğrayan için ne kadar önemlidir. Hele bir de birileri yaşadığınız haksızlığı sineye çekmenizi öğütlediğinde…

Şimdilerde hayatımda hiç okumadığım kadar çok masal okuyorum. Pamuk Prensesi de, Rapunzel’i de, Uyuyan Güzel’i de farklı farklı kaynaklardan defalarca okudum.

Bir kadın ve bir adam çok mutlu ve kız çocukları olsun istiyorlar. Masal bu ya dilekleri gerçekleşiyor ve çok güzel bir kızları oluyor.

Sadece masallarda mı? Hayır…

Bir kadınla bir adam çok mutlu ve kız çocukları olsun istiyorlar. Dilekleri yerine geliyor ve bir kız çocukları oluyor. Masallardaki gibi dünyalar güzeli bir kız çocuğu.

Dileği gerçekleşen baba, bu güzel kız çocuğunu en iyi koşullarda büyütmek için yeri geliyor günde 12 saat çalışıyor. Çalışırken kar demiyor, kış demiyor. Gece, gündüz; hafta sonu, bayram demiyor dinlenmiyor.

Anne ise çocuklarının sağlıklı ve mutlu olması için her türlü fedakarlığı seve seve yapıyor. Çünkü dilekleri gerçekleşti ve bir kız çocukları oldu.

Dünyalar güzeli bu kız çocuğu, iki erkek kardeşi, anne ve babasıyla birlikte mutlu ve mesut yaşıyor. Çalışkan anne babanın güzel kızları, üniversiteyi kazanıyor.

Anne-baba ve kardeşler, çok mutlu. Güzel kızları, yakında üniversiteyi bitirecek, işe başlayacak ve ekonomik bağımsızlığı olacak. Kız çocuklarının da en az erkek çocuklar kadar okuyup kendini ifade etmesi gerektiği felsefesiyle büyüyen bu genç kız, mezun olmak için gün sayıyor. Sayısız hayalleri var.

Başarılı bir üniversite öğrencisi olan güzel kız, mezuniyet sonrası için hayal kurar da anne-baba kurmaz mı? Duygularını çok fazla paylaşmayan baba, kızı ile ilgili hayallerini sadece eşi ile paylaşır.

Ancak bir gün kahpe bir kurşun kızlarını onlardan alır. Anne-babanın da güzel kızın da tüm hayalleri yarım kalır.

Haksızlığa uğrayan genç kız, artık hep 23 yaşında kalacak. Haksızlığa uğrayan ve hayalleri yarım kalan anne-baba, artık kızını gelinlikler içinde göremeyecek. Asla giydiremeyeceği gelinliği kızının tabutunun üzerine örten anne, bundan sonra gördüğü her gelinde kızını hatırlayacak.

Üniversite okurken hayalleri yarım kalan ve yaşamdan koparılan genç kız, artık her mezuniyet törenlerinde babası için derin acılar yaşatacak.

Anne-baba, kızlarının sevdiği her yemeği yerken onu hatırlayacak. Her bayram gününde kızlarına gidecek, ancak hiç kızlarına sarılıp onu öpemeyecek.

Anne-baba, kızlarının arkadaşlarını gördüğünde güzel kızlarını hatırlayacak. Ancak arkadaşları ona hiçbir zaman selam gönderemeyecek. Kızlarının, uyuduğu yatağı, oturduğu koltuğu, sevdiği çiçekleri, her gördüğünde anne-babanın acıları küpüyle katlanacak.

Güzel kızlarını anne-babası, hiç ama hiç unutmayacak. Anne-baba hayatlarının her anında evlat acısıyla yanıp tutuşacak.

Keşke güzeller güzeli Feray Şahin’in sonu masallardaki gibi olsaydı. Bir prensin öpücüğü ile uyansaydı. Ancak bizim kızlarımızın sonu batı masallarındaki prenseslere benzemiyor. Masum ve savunmasız kızlarımız, acımasız erkeklerin silahlarından çıkan kurşunlarla vahşice öldürülüyor. Kızlarımız haksızlığa uğrarken, yaşamdan koparılırken toplum vicdanı kanıyor.

Susmaması, haykırması gerekenler başlarını kuma gömüyor. Adalet, özgürlük, eşitlik, söylemleri havada uçuşuyor. Sıra beklerken bir kişinin kaynak yapmasına dayanamayıp efelenen ve  “Ben haksızlığa hiç dayanamam” diyenler aval aval bakıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

609 Defa Okundu.
[pro_ad_display_adzone id=172609]