Günaydın…her nerede uyuyor ve uyutuluyorsak

Bihter KÖSE GÜLLÜ” Yazdı..

b1

Artık acı gerçeklerle uyanmaya alıştık da kabul etmekte hala zorlanıyorum.

Çok küçüktüm tanıdığımda onu. En çok dondurmayı seven, kırmızı  asırlık yeleğiyle pamuk sakallı dedemizdi o…Bir davası vardı o da ağaç ve toprak! yani ülkesi, vatanı, milleti sakaryasıydı mesele. Bu yaşta bu kadar okuyan birini hiç tanımadım şimdiye kadar. Öyle değerli ki, elleri öpülesi. Gerisinde ne banka hesabı, nede ayakkabı kutusu vardı…

Evet Ağaç sevdalısı Hayrettin Karaca dan bahsediyorum. Sevgili babam tanıttı onu bana. Yoksa bu kadar yalanın içinde, bu doğru dedeyi ben nerden bilecektim!

İyinin yeri mi kaldı ki?…

 

90 yaşındaki çevre aktivistti Hayrettin Karaca hâkim karşısında! Ülkem adına üzülüyorum! KOZA ALTIN ŞİRKETİNİN AÇTIĞI DAVADA SAVUNMA VEREN KARACA Koza Madencilik’e ait olan bölgeye incelemeler yapmak ve bölge halkını bilinçlendirmek için giden 2012 Doğru Yaşam Ödülü’ne layık görülen Hayrettin Karaca’nın davası başladı. Maden şirketi 90 yaşındaki çevre aktivistti Karaca ve bölgede inceleme yapan arkadaşları hakkında konut dokunulmazlığının (işyeri) ihlali ve iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarından dolayı şikayetçi olmuştu.

Hayrettin Karaca’nın duruşmasını izlemek üzere Uluslararası Gözlemci Heyeti de Türkiye’ye geldi. Çevre aktivistleri, Türkiye’de doğa için savaşan aktivist arkadaşlarının özellikle maden şirketleri gibi güçlü şirketlerin menfaatleri karşısında çektikleri güçlüklerin bu dava sürecinde de bir kez daha gözler önüne serildiğini dile getirdi.

Davaya, Dikili Asliye Ceza Mahkemesinde devam edildi. Duruşmada, ilk olarak TEMA Vakfı Kurucu Onursal Başkanı Hayrettin Karaca dinlendi. Karaca, böyle bir davanın açılması sonucu Türkiye’nin tüm dünyaya rezil bir konuma düşürüldüğünü belirterek şöyle dedi: “Burada sadece ben değil tüm doğa savaşçıları yargılanmaktadır. Üzerime atılan suçlamaları kabul etmiyorum. Ben oraya bozulan ekolojik sistemi görmek için gitmiştim. Bundan dolayı suçlanıp ülkemin küçük düşürülüşünü asla kabul etmiyorum…

İşte bundan ibaret…insanlığın geldiği son anlayış noktası! bakın ne güzel söylemiş düşünür;

Tanıdığım en güzel insanlar, yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş romantik ve eylemci insanlardır. Bu kişiler yaşama karşı geliştirdikleri kendine has takdir, direniş, duyarlılık ve anlayışla; şefkat, nezaket, bilgelik ve derin sevgiden kaynaklanan bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar. Ve bu güzel insanlar öylece ortaya çıkmazlar; onlar oluşurlar…

Elisabeth Kubler Ross

138 Defa Okundu.