GAFLAR- POTLAR VE REFERANDUM…

Mehmet İLETMİŞ” Yazdı..

 

16 Nisan yaklaştıkça salonlar ve ekranlardaki atışmalar hız kazanmaya başladı. Tabi bu arada kırılan potlar ve gaflar üzerinden yürüyen bir kampanyaya şahitlik etmeye başladık.

İrticalen yapılan konuşmalar ve hitap edilen insanların kalabalıklarına göre heyecana kapılan hatiplerin kırdıkları potlar hemen karşı tarafın kullandığı malzemelere dönüşüyor.

Kılıçdaroğlu’nun yaptığı bir konuşmada söyledikleri on günü aşkın zamandır kullanılmaya devam ediyor. Vay efendim bu değişiklikleri okumamış bile diye üstüne gitmeyen iktidar mensubu ve yazmayan, göstermeyen besleme basın organı kalmadı.

Baykal’ın vermeye çalıştığı bir örnek günlerdir dillerden düşmüyor. Ağzını açan her iktidar mensubu adamı yerden yere vurmaya çalışıyor. Yok efendim böyle bir şeyi nasıl söylermiş. Vay efendim böyle bir benzetme mi yapılırmış.

Eee siz liderinizi peygamber seviyesinde görürken, Allah’ın bütün vasıflarını üzerinde toplamış derken, O’na dokunmak bile ibadettir derken devirdiğiniz çamın büyüklüğünü görmüyor musunuz?

Başbakanın referandum tarihini 15 Nisan, Cumhurbaşkanının ise 16 Temmuz diye söylediklerinin üstünde duran bir televizyon veya yazan bir gazete göreniniz var mı?

Mesela şehircilik bakanının yön bilimcisi olduğu konuşmayı doğal bir tanımlama gibi birde manşetine taşıyan gazeteler “efendim 4 ana yön, 4 ara yön olmak üzere toplam 8 yön var, siz 14 yönden söz ediyorsunuz bu nasıl bir şey” diyebildiler mi?

4 tarafımız değil 14 tarafımız düşmanlarla çevrili diye konuşan bu bakana efendim zaten 4 tarafımızda 7 komşu ülke var, nasıl 14 taraftan söz ediyorsunuz? Ve de bu kadar düşmanı bu halk mı yarattı, pot kırdınız diyebildiler mi?

Gene aynı bakan Avrupa’yı eleştirirken “bizim bir ve diri olmamız lazım. Güçlü olmazsak ezanımız okunmaz” deyiveriyor. Yahu bu gün savaş halinde olan ülkelerin yarısından fazlası Müslüman ülkeler olduğu halde ezan susmuş mu? Siz böyle söylerken halkı neyle tehdit ettiğinizin farkın damısınız demek yerine gene besleme basın tarafından bu sözler manşetlere taşınıyor.

Halkın yarıdan fazlasını terörist ilan eden iktidar tarafını efendim böyle bir şeyi bizlere nasıl yakıştırırsınız diyen kimseye rastladınız mı televizyon ekranlarında.

Yazının başında söylediğim gibi, irticalen ve heyecana kapılarak kırılan küçük gafları doğal karşılamak gerek. Kimisi dil sürçmesi, kimisi yanlış verilen örnekler kimisi de taktim tehir hatası olarak geçiştirilmelidir.

Ama HAYIR cephesinde yer alan herkesi terörist olarak yaftalamak gaf falan değil. Doğrudan doğruya bir suçlamadır. Zaten gaf olsa her gün onlarca iktidar mensubu tarafından tekrarlanıp durulmaz.

Beni de bu tarafı ilgilendiriyor zaten. Hepimizin üstünde durması ve buna göre durum alması gereken bir konudur bu. Evet demek demokratik bir seçenek, Hayır demek teröristlik. Bu mantığı anlayan ve içine sindiren aklıselim birisi varsa çıkıp bana da anlatsın lütfen.

Hayır cenahında yer alan herkes çıkıp bu değişikliklerin yanlış olduğunu maddeler halinde sıralarken, evet cephesindekilerin hepsi hep bir ağızdan aynı şeyleri söylüyor. Ama hiç birisi bu ülkenin hangi sorununu nasıl çözeceği konusunda bir şey anlatamıyorlar.

Bende teröristler cephesinden ayrılıp demokratik seçenek olan evet cephesine katılmak istiyorum. İstiyorum da niye evet demem konusunda mantığıma uyan bir açıklama bulamıyorum. Şimdi yazık değil mi bana. Hadi gözünü sevdiklerim. Bir aydan az bir zaman kaldı. Bırakın kırılan potlar üzerinden hamaset yapmayı da bana şu işin doğru tarafını bir anlatın.

Terör bitecek… Ekonomi şahlanacak… Ülkemiz uçacak… Ezanlar susmayacak… Demokrasi gelişecek… Türkiye lider ülke olacak… Yeni Türkiye bütün dünyaya yön verecek… Kulağa o kadar hoş geliyor ki.

İyi, ama nasıl? Dayatılan bu değişikliklerin hangi maddesi bu dediklerinizi sağlayacak. Bize bunu anlatın…

NOT: 18 Mart Çanakkale Şehitlerini anma gününü layıkıyla anlayanlara ve şehitlerimize selam olsun.

 

 

 

 

8.907 Defa Okundu.