Endişe verici

  8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde çalgı çalıp oynayan ve oynatan anlayış, yine iş başında. Üstelik bu kez çok daha tehlikeli bir konuya parmak basıyor(!) “Kadına yönelik şiddet…” B...

8 Kasım 2018

 

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde çalgı çalıp oynayan ve oynatan anlayış, yine iş başında. Üstelik bu kez çok daha tehlikeli bir konuya parmak basıyor(!)

“Kadına yönelik şiddet…”

Bu konu, dün şiddete alkış tutanların, bugün Türkülü çalgılı eğlencelerine meze olamayacak kadar önemli bir mesele.

Kadınlardan söz ederken, “Kadın mı,  kız mı ne olduğu…” diyen bir anlayış, kadına yönelik şiddeti önleme konusunda ne kadar samimi olabilir.

Konu çocuk olduğunda “Çığlık atsın”, kadın olduğunda “Butona bassın” demekle meselenin çözülmediği nihayet anlaşıldı.

Sorun çözmede kolayı seçip, akıl vermede teoriye sığınanlarla sorun çözülmüyor. Çözülmüyor ki kadına yönelik şiddet her geçen gün artıyor. Farklı farklı kuruluşlar, jargonları farklı olsa da birbirlerine yakın rakamlar açıklıyor. Toplumun yarısı olan kadınlar, bir gün durup bir gün öldürülmüyor. Ya her gün, ya da ÜÇ GÜNDE İKİ KADIN öldürülüyor.

Yurt içindeki demokratik kitle örgütlerinin talepleri ve önerileri dikkate alınmazken, toplum gerçeğinden uzak fildişi kulelerinde oturanlar, bu işten nemalanmaya çalışıyor.

Kadın sığınma evi ve sosyal toplum merkezi açılmasına karşı olan, ancak kadınların korunması gerektiğini düşünen (!) anlayış kapı kapı gezedursun Avrupa Konseyi uzmanlarının raporuna bir göz atalım.

Avrupa Konseyi uzmanları, Türkiye’den kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet konusunda daha etkili önlemler almasını istedi.

Avrupa Konseyi yayımladığı raporda, “En yüksek siyasi ve kamu düzeyi de içinde olmak üzere, Türk toplumunda kadına yönelik şiddeti teşvik eden, kadın rollerine ilişkin yerleşmiş, kısıtlayıcı ve kalıplaşmış görüşlerin devam etmesinden dolayı ciddi endişe duyuyoruz” şeklinde açıklama yaptı.

“Kadına yönelik şiddet olaylarının sorumlularının cezasız kalmasının endişe verici olduğu” belirtilen raporda, “kadına yönelik şiddet vakalarının etkin bir şekilde soruşturulduğu, kovuşturulduğu ve yaptırıma tabi tutulduğuna dair yeterli veri veya kanıt olmaması” eleştirildi.

Zorla evlendirilmenin yaygınlığına işaret edilen 136 sayfalık rapor, Türkiye’de kadınların yüzde 25’inin 18 yaşına gelmeden evlendirildiğini ortaya koyarken, bu oranın kırsal kesimde yüzde 32’ye çıktığı uyarısı yapıldı.

Rapor, Türk kadınlarının en az yüzde 27’sinin hayatları boyunca en az bir kere takip edilerek tacize uğradığını ortaya koyuyor. Raporda, takip sonucu tacizin de yasalar önünde suç sayılması gerektiği vurgulandı.

Uzmanlar, zorla evliliğin yasalar önünde suç sayılması, cinsel tacize ve tecavüze uğrayanların bunu yapanlarla zorla evlendirilmesinin suç sayılarak önüne geçilmesi ve evliliğin bu suçu geçersiz bırakmasının da önüne geçilmesini istedi.

Şiddete maruz kalan kadınların yeniden şiddet kurbanı olmalarının önüne geçebilmek için, bu kişileri daha iyi koruyabilecek önlemlerin alınması gerektiği vurgulanan raporda, bu kişilerin sistemli bir şekilde durumlarının ve karşılaştıkları risklerin değerlendirilmesine olanak sağlayacak soruşturmanın yapılarak, suçluların etkili bir şekilde cezalandırılması gerektiğine dikkat çekildi.

Anlaşılan o ki kadınların kendilerini korumalarının tek başına yeterli olmadığı, devletin kadınları korumaları gerektiği konusunun altı çiziliyor.

Yoksa bu hal ve gidişat gerçekten çok ama çok endişe verici.

 

325 Defa Okundu.