Dul Kadın

Betül ERİKÇİ” Yazdı..

 

Her genç kızın hayalidir, o beyaz gelinliği giymek. Kimisi şanslıdır, kimisi talihsiz. Aslında bunu şansla bağdaştırmak ne derece doğru tartışılır. Burada aile baskısı, yanlış seçim, mecburiyetler aslında mecburiyet denen bir kavram olamaz evliliklerde ama maalesef toplumumuzda halen var olan bir durum.  Aile kurmak bir tanıma bağlı kalmaksızın iki yetişkin insanın nikah masasında söylendiği gibi hiç kimsenin baskısı etkisi altında kalmaksızın sevgiyle aşkla bir ömür yan yana durmaktır.

Hiç kimse boşanmak için evlenmez eminim. Hayat bu  her şey insanlar için boşanmak da tıpkı evlenmek gibi normal yani normal karşılanması gerekmiyor mu? Evet bir yuvanın yıkılması elbette çok üzücü lakin o evlilikte; şiddetli geçimsizlik, şiddetin ta kendisi,  aldatma, psikolojik baskı bu psikolojik baskının içerisine akıl almaz eziyetleri kapsıyor  ve şaşıp kaldığımız sebepler sonucu sözün ilk ağızdan çıktığı gibi medeni bir şekilde evlendin medeni insan gibi boşan!!!

Bu konunun çok geniş bir yelpazesi  var . Ama ben; boşanmak istediği için katledilen,  ana evinde, komalık olan, yüzüne kezzap atılan, çocuklarından mahrum edilen, şantaj tehdit tüm bu tüyler ürpertici durumlardan ziyade; boşandıktan sonra bir kadının nasıl yaşamaya çalıştığını ele almak istiyorum.

Başta söyleyeyim arkadaş boşanmış bir kadının hele de çocukları varsa yaşam onlar için hem madden hem manen çok ağır bir yük göründüğü gibi değil. Toplum halen boşanmış bekar bir kadının; istediğini giyebilmek, yeni bir ilişkiye başlamak, akşam dışarı çıkmak, eğlenmek, sosyal ortamda iş ortamında konu komşudan erkek sinek arkadaşı bile olamayacağı, özgürlüğünün elinden alındığı bir insan  modeli olarak görmeleri esefle kınıyorum. Kadın taşıdığı namusu ne ailesi için taşır ne eşi  için nede çocukları için. Zaten namus kelimesini kadınla bütünleştirmek başlı başına yanlışın başlangıcıdır. Niçin namus kadınla bütünleşik bir kavram kadın kadar erkeğinde namusu var yada olmalı. Toplumda çoğunluk kesim erkekleri kadını malı gibi görmekten vazgeçmediği sürece trajik hikayeler duymaya devam edeceğiz. Dışlanma halinde yakışıksız şeylerin yakıştırılması. Dul kadın potansiyel eşi elden alma, kur yapma, ayartma sanki bunları görev edinmiş bir insan modeli var toplumda. Ne yazık ki ana ocağında sığıntı muamelesi gören kadınlarımızı yok sayamayız bunu dile getirmek zor olsa da.  Boşandığı için kadının haksız, dayak yiyip sussaydı ne olacak canım bir tokattan bir şey olmaz o senin evinin direği!!! OLUR efendim çok şey olur,  çocuklarım var, el alem neder , bir çocuk daha yapayım kesin düzelir düşüncesiyle zaten işler sarpa sarmıyor mu?  O kadınlar geçirdiği ağır travmanın ardından hayata tutunmaya çalışırken,  tutunduğu dalları kesmek, hayata küstürmek nedendir?  E dul kadın boşandıysa ölmeli yaşamaya hakkı yok!!!

Allahım devletimize zeval vermesin!!! Dul maaşı bağlıyor elbette üstelik tamı tamına 500 TL ve hanım ablam;

– bu maaş sadece eşin ölümü halinde bağlanacak

-hiç evlenmeyecek, evlenirse şak diye kesilecek

-sigortalı işte çalışmayacak

-herhangi bir yerden 250 TL üzeri maaş bağlanmış olmayacak gibi gibi..

Hırsızlık yapan-yalan söyleyen-dedikodu eden-insanların iyi niyetlerini suistimal eden-iftira atan-rüşvet alıp veren-adam kayıran işte namus burada cinsiyette değil bunların yoksunluğu insanı namuslu yada namussuz yapar….

 

Nokta atışı.

 

NOT;

DOSYADA KARİKATÖR DE VAR EKLEYEBİLİRSİN

345 Defa Okundu.
[pro_ad_display_adzone id=172609]