Demirtaş’a özgürlük! Onsuz T A M A M değiliz

Ender İMREK” Yazdı..

Demirtaş tutuklu.

HDP Eş Genel Başkanı, milletvekili, hukukçu ama tutuklu…

Şimdilerde Cumhurbaşkanı adayı…

Ve hâlâ tutuklu…

Demirtaş’ın tutuklu olmasının tek nedeni düşünceleri…

Siyasetçi ve siyaseten tutuklu!

Siyasetçi, eski cumhurbaşkanı adayı, bir partinin eş genel başkanı ve bir yazar olarak siyasi düşüncelerinden dolayı hâlâ cezaevinde tutuluyor.

Kürt sorununun, demokratik, eşit haklara dayalı çözümünün, Türkiye’nin demokratikleşmesi mücadelesiyle birlikte yürütülmesinde ısrar eden bir politik hareketin temsilcilerinden.

Diyalog, müzakere ve çözüm yolunda ısrar edenlerden…

CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce’nin ziyarette bulunduğu Edirne Cezaevindeki Demirtaş, Diyarbakır’daki evi bir gece basılarak ve ifade, savcılık, mahkeme falan olmadan, önce uçakla İstanbul’a oradan da helikopterle alınıp önceden hazırladıkları cezaevine konuldu.

5 Kasım 2016 tarihinden beri tutuklu.

Yani 17 aydır…

Demirtaş, darbe dönemlerinden bildiğimiz bir uygulamanın esiri…

12 Eylül askeri faşist darbesi dönemini hatırlar ya da düşünürsek bu uygulamanın örneklerini görürüz.

12 Eylül dönem darbecileri; Ecevit, Demirel, Erbakan, Türkeş de dahil olmak üzere binlerce politik aktörü tutukladılar. Türkiye’nin onca örgütünün, partisinin, sendikalarının, derneklerinin, birliklerden, kooperatiflere, barolara kadar kapısına kilit vurdular. Darbeciler, aydınlardan, sanatçılara, öğrencilere, öğretmenlere kadar neredeyse hiç kimseyi dışarıda bırakmayarak, hapse doldurmuştu.

Yani günümüze çok benzeyen bir dönem 12 Eylül faşist darbe dönemi…

Bugün, Erdoğan’ın yardımcısı rolüne soyunmuş olan Bahçeli’nin başında olduğu partinin kurucusu ve o dönemki genel başkanı olan Türkeş, darbecilere; “Fikirlerimiz iktidarda ama biz içerideyiz” demişti, serzenişte bulunarak.

Türkeş’in güncel takipçileri ne edip edip böylesi bir dönemde iktidarın yanında olmayı başardılar. Bugün fikirleri ve uygulamalarıyla diktatörlük koşullarında olabilecek tüm işleri, birlikte yapıyorlar.

Yani, bugünkü iktidar buluşmasının böylesi tarihi bir arka planı var…

Demirtaş’ın tutukluluğuna dönecek olursak; Eski Eş Başkan Figen Yüksekdağ, HDP’nin milletvekilleri, belediye başkanları, parti yöneticileri, yine gazeteciler, aydınlar, akademisyenler de tutuklu. Onur Hamzaoğlu gibi bilim insanları tutuklu… Gençlerle, kadınlarla dolup taşıyor cezaevleri…

Ve bütün bunlar bir askeri faşist darbe döneminde değil, AKP ve MHP koalisyonunda olup bitiyor.

Dönem biraz da 1980 darbesinden sonraki seçimleri hatırlatıyor.

Hani darbecilerin gitmesine kilitlenmiş bir toplumsal algı vardı ya, onun gibi…

Bunlar gitsin de…

#T A M A M bunu hatırlattı…

 

Hem cumhurbaşkanı olan, hem partisinin genel başkanı, hem de yeni dönemin cumhurbaşkanı adayı olan Erdoğan’ın geçen haftaki grup toplantısındaki bir ifadesinden dolayı ufaktan başlayıp, giderek devasa bir sosyal medya hareketine dönüşen “T A M A M” uyanışı da bunu gösteriyor.

 

Bir anda, Gezi direnişi ruhunun canlanmış olmasına tanık oldu toplum. Demek o ruh yaşıyor ve böyle yoklamalar çekebiliyor!

 

 

 

Tepkilerine bakınca, “#T A M A M”, Hükümetin ve ortağının yüreğini ağzına getirdi.

 

Ancak, biz de biliyoruz ki, baskı rejimlerini, diktatörlükleri “sanal dünya mücadelesi” değiştirmiyor, yakın zamanda Ermenistan’da görüldüğü gibi sokak gerekli… Ancak sosyal medyanın, niyetinin, toplumsal ruh halinin, gelişmenin yönünün anlaşılması bakımından veriler sunduğu da görmezlikten gelinemez.

 

Burada dikkat çekilmesi gereken ise, gerçek hayatın bir parçası olan sosyal medyadaki havanın sokağa, fabrikaya, işyerine, okula, mahalleye, hayatın her alanına nüfuz edebilmesi için kılı kırk yarma çabasıdır.

 

Demirtaş’ın tahliye edilmesi için kapsamlı bir mücadele ise bu havayı hepten güçlü kılacaktır.

 

HDP’nin adayı olarak ilan edilen, büyük destek bulan; demokratik, sosyalist güçlerin de destekleyeceklerini açıkladıkları Selahattin Demirtaş’ın tahliyesini başarmak ise bambaşka bir atmosfer yaratacaktır.

 

AKP-MHP koalisyonunun tüm hesaplarını HDP’nin barajın altında bırakılmasına bağladığı sır değilken, İktidar, böylece 80-100 milletvekilini çalarak, parlamentoda çoğunluğu sağlamayı ve başkanlığa geçişi  hesaplıyor.

 

CHP nasıl bir hamle yapıp, İYİ Partinin hem seçime girebilmesi, hem de gerekirse Cumhurbaşkanlığı adaylığı için 15 milletvekili girişiminde bulunduysa, bugün HDP’nin barajı aşması konusunda da çağrıları olmalı, CHP, HDP’nin barajı aşmasına desteğini esirgememelidir.

 

Bu yönlü bir çaba, sadece seçimle sınırlı olmayacak, gerçekten demokratlığın göstergesi olacak ve önümüzdeki sürece de büyük katkı sunacaktır. (Evrensel)

 

605 Defa Okundu.