ÇOCUKLARIMIZ İÇİN…

Bihter KÖSE GÜLLÜ” Yazdı..

b1

Zaman zaman  çocuklarımızı yersiz baskı altına alıyoruz, onların çocuk olduklarını unutarak. Bizlerin çocukluklarına oranla daha farkındalıklı olmaları bizim yanılmamıza ve çok fazla beklenti içine girmemize neden oluyor aslında. Sonra da yerli yersiz uyarılara, çatışmalara giriyoruz dört beş yaşındaki miniklerle.Halbuki nasıl olsa her dönem gibi bu inatlaşma ve dediklerini yaptırma dönemi de geçicek çoğa kalmadan. Aslında birçok yerde utanıyoruz,ayıplıyoruz çocuklarımızı…

Hepimizin zaman zaman içinden çıkamadığı girdaplar bunlar çocuk yetiştirirken değil mi?

Bu işte uzman olan Adem Güneş hocanın bir yazısını çok beğeniyorum bu konuyla ilgili. Bakın ne diyor;

Çocuk davranışlarının motivasyonu içseldir. Yetişkin davranışları ise genelde dış motivasyonlara dayanır. Bundandır ki, birçok ebeveyn çocukları ile sürekli bir çatışma içinde hissederler kendilerini; ‘bak herkes sana bakıyor….’ ya da ‘misafirlikte beni rezil etme, önündeki tabaktan ye…’ veya ‘yemek yerken şapur şupur yeme, seni görenler de anne babası hiç yemek yedirmiyor zannedecekler’ sözlerini neredeyse işitmemiş çocuk yoktur toplumumuzda.

Çocuğun, bir misafirlik ortamında da olsa, içsel bir eğilimle, canının çektiği yiyeceğe uzanmak istemesi gayet normal bir çocuk davranışı olduğu hâlde, ebeveynlerin o andaki önceliği genellikle çocuğunun canının çektiği yiyeceğe çocuğunu eriştirmek yerine, ‘şimdi bu çocuğu görenler benim hakkımda ne düşünür’ olduğundan dolayı, onu ikaz etmek, engellemek, kimse fark etmeden çimdiklemek yanlış bir ebeveyn tutumudur…

Çocuğu kalabalık içinde küçük düşürmek, uyarmak, sosyal fobiye zemin hazırlar… Çocuğun yanlış davranışları onu ‘sosyal ortamlarda’ mahcup ederek değil, ‘aile içinde’ birebir zamanlarda konuşarak, ‘empatik drama oyunları’ oynanarak düzeltilir…

Kendisi de çevreden çok etkilenen, birisi çocuğunu ikaz edecek diye kaygılanan ebeveynler, çocukları büyüyünceye ve davranış eğitimlerini tamamlayıncaya kadar çocuğa tahammül gösterebilen kişilerle görüşmeyi tercih etmelidir… Çocuğa tahammülsüz, eşyayı çocuktan daha çok önemseyen yetişkinlerin bulunduğu ortamlarda çocuk yetiştirmek çocuğun ebeveyni tarafından zarara uğratılma riskini de beraberinde getirir.

Engellenmiş, sosyal ortamlarda mahcup edilmiş, sürekli denetlenmekten kendi gibi olmayı başaramamış çocuklarda ‘çocuksu cıvıltıyı’ bulmak zordur. Onlar genelde, kenarda bir yerde oturmayı, ses çıkartmamayı, gülmemeyi, hoplamamayı, yemek masasında canının çektiği yiyeceği tatmak yerine önüne konulan ve belki de kendisinin damak tadına uygun olmayan bir yiyeceği zorlana zorlana yutmayı öğrenmişlerdir. Aksi takdirde, ebeveynlerinin nasıl da hışmına uğrayacaklarının tecrübelerini barındırır birçoğu zaten…

Evine misafir davet eden bir aile, misafirlerini ağırlama telaşı ile kendi çocuğunu unutuyor… Misafirliğe giden anne babalar ise gözleri ile çocuklarına gardiyanlık yapıyor, sürekli ‘dokunma, yapma, gel buraya’ diye sinir bozucu ikazlar içine giriyorlar…

Eğer utanırsan çocuğunun çocuksu davranışlarından, sıkılır o da bir gün seninle birlikte var olmaktan…

 

129 Defa Okundu.