Büyüksün

Arif NACAROĞLU” Yazdı..

Yer Soma.

Daha fazla para hırsının, vahşi ve yandaş kapitalizmin sonucu çöken, patlayan maden ocakları, ölen canlar, bebelerinin süt parası için yüzlerce metre toprak altına inen, ölmeden mezara giren kara gözlü, kara giysili, kara yazgılı işçiler.

Ve “Artık ölümler olmasın, can güvenliği önlemleri alınsın,  suçlular hesap versin” diye tepkisini ortaya koyan bir madenci yakınını yerde tekmeleyen kravatlı bürokrat. Kimin gözüne girmek, daha hangi yüksek mevkilere yükselmek, sırtını sıvazlatmak için vurduğunu iyi biliyor. Yoksa yerdeki “gariban” emekçiyle ne alakası var adamın. Devletin resmi görevlileri yerdeki işçiyi tutmaya çalışırken bizimki çakıyor sağ voleyi. Kravatı bir yana savrulmuş. Efendilerinin önünde sürekli ilikli duran ceketi, tekmeye kuvvet vermek üzere dalgalanmış. Sol eliyle aldığı havayı şöyle bir Allah Allah diyerek sallamış. Tek ayağı üzerinde dengesini kaybedip, maden işçisi gibi yere düşmemek için sağ elini yeşil berelinin ve devletin sırtına koymuş. Koskoca başbakan danışmanı. Kim tutar onu.

Tarihe geçen fotoğraflardan biridir o fotoğraf. Tıpkı ABD askerlerinin önünde ağlayarak yürüyen çıplak Uzak Doğulu iki çocuğun, tıpkı cansız bedeni sahile vuran Aylan bebeğin, tıpkı bombalarla yaralanmış yüzünü gizlice ve utanarak silmeye çalışan Suriyeli Ümran çocuk, tıpkı Gazze sınırında şehit edilen tekerlekli sandalyeli kahramanın, 8 aylık bebenin, taşla Filistinli gencin dirseğini kıran siyonist İsrail askerlerinin, tüm bunlar olurken havai fişek kutlaması yapan İvanka’nın fotoğrafı gibi.

Tavsiye ediyorum, rica ediyorum,  fotoğrafa tekrar baksın herkes. Tekmeyi atan maaşlının suratında, kime ve neden duyduğu belli olan hıncı görsün, ayıplasın herkes. “Kravatlı, yerdeki kardeşine kimin adına, ne için vuruyor” diye sorsun kendi kendine herkes. Bir de tekmecinin “Beni günah keçisi yaptılar” sözünü koysun fotoğrafın yanına.

Fotoğrafa bakıyorum. Adam tüm hıncı ve hırsıyla vuruyor yerdeki işçiye.

Ve tıpkı benim gibi, mazlumlara, çocuklara, güçsüzlere, suçsuzlara yapılan tüm bu saldırıların, haksızlıkların cezasının verilmediğine, adaletin yerine gelmediğine, tekmecinin, siyonistin, bombacının, hayırsızın, uğursuzun hesap vermediğine, bu vahşet görüntülerinin bir özürle geçiştirilemeyeceğine, bebekleri katledenlerin, silahsız insanlara bomba yağdıranların, yerdeki insanlara tekme atanların, ”hayır, özür dileyecekler ve biz özürlerini kabul etmeyeceğiz. Çünkü suçun karşılığı özür değil yargılanmaktır. Yargılanacaklar!” diyerek, yargılanmalarına  inanan ve yazan Barış Atay.

Ve  “Lütfen bu adama haddini bildiriniz” diyen bir gazeteci, Ahmet Hakan.

Ve gözaltına alınan Barış Atay.

Büyüksün Ahmet Hakan.

 

784 Defa Okundu.