Birlikte sorgulama ve hesap sorma zamanı…

Ender İMREK” Yazdı..

Dolar değer kazanırken, Türk lirası hızla pula dönüyor. Görünen o ki, orada durmayacak, daha da yükselecektir.

Dolar 4 lirayı aştı, avro 5 lira sınırında, benzin 6 lira…

Çarşı pazar el yakıyor…

Enflasyon mart ayında da arttı, iki haneli yere oturdu ve orada öyle sallanıp, sonra kurumuş bir yaprak gibi düşecek değil, oynayarak düşürmelerin aksine yüzde 11’lerden yükseleceğini gösteren fazlasıyla veri bulunuyor.

Mart ayı açlık sınırı 1703, yoksulluk sınırı 5 bin 890 TL olarak açıklandı. Asgari ücret ise 1603 TL.

İşsizlik büyüyor… Gençlerde yüzde 20’yi aşan düzeyde işsizlik var…Genel işsizlik yüzde 10’un çok çok üzerinde seyrediyor.

Alavere hesaplarla sunulan rakamlara rağmen gerçekler gizlenemiyor. Gelir dağılımındaki uçurum her geçen gün derinleşiyor. İşsizlik, açlık, sefalet artıyor.

Bunalım toplumu sarmış durumda. Cinnet, intihar, şiddet boyutlandıkça boyutlandı.

Asgari ücretle geçinmek zor… İşçi ölümleri her ay artıyor.

Üretici perişan durumda. Patates tarlada çürüyor… Soğan, domates, kayısı, narenciye, üzüm, incir, fındık… Üretici kan ağlıyor… Ürün tarlada çürürken, sarımsağın Çin’den ithal edildiği bir ülke halindedir Türkiye…

Tekel fabrikaları gibi şeker fabrikaları da pazara çıkarıldı, kalanları tekellere peşkeş çekilecek. Pancar üreticisi, işçiler, emekçiler, halk isyanda, ancak onlar sanatçıları yanına alarak vur patlasın çal oynasın havasındalar…

Hayvancılık bitirildi… Üretici perişan halde. Halk et yiyemiyor, beslenemiyor…

Daha üç beş ay önce davul zurnayla ilan ettikleri “ucuz et ithali” ile neler neler anlatmışlardı. O da boş çıktı. Üç beş çıkarcının nemalanmasından başka bir işe yaramadı.

Dolar fırlıyor, avro yükseliyor, faiz artıyor, işsizlik yükseliyor, ekonomi batıyor, peşkeş yaygınlaştıkça yaygınlaşıyor…

Ancak onlar zenginleştikçe zenginleşiyorlar… Dolar, avro, yabancı şirketler, para transferleri…

İktidarın sıdıka ve sadıkları endişelerini dile getiriyorlar…

Deizm yayılıyormuş… Allah bu düzenbazlara, bu zalimlere, bu haksızlara, bu zenginleştikçe zenginleşenler neden bir dur demiyor diye sorgulama başlamış… Bir yaradan var, ama bu adaletsizliğe neden yeter demiyormuş… Allah bu karunlaşanların, doymak bilmezlerin önünü neden almıyor diyorlarmış… Bu kötü gidişatın durdurulmasını ve başkaca bir çok kötü gelişmeyi Allah’a havale etmenin onların zenginleştikçe daha da zalimleşeceğini görmüşler…

Bu sorgulama bilinci süreci onları korkutuyormuş…

Bu kadar camii, bu kadar imam hatip, bu kadar Kur’an kursu, bu kadar fetva, vaaz…

Bunların aslında milyonlarca yoksulu, milyonlarca dindarı köleleştirmek, biat ettirmek, uyuşturmak, gerçeği görmelerini engellemek için, uyutmak, gözlerini kör etmek için yapıldığını görmeye başlamışlar…

Bakan Fakıbaba; “Ülkeler bazen siyasi olarak birbirleri ile alış veriş yapmak zorunda kalıyor” diyerek siyasi bağımlılığın vardığı boyutu göstermiş oluyor.

Ülkenin tarım ve hayvancılık alanında giderek batıyor olmasının gerçek nedeni de böylece açıklanmış oluyor…

Siyasi ikbal için ülke kaynakları alış veriş olsun diye peşkeş çekiliyor…

Sadece tarım ve hayvancılıkta değil, Akkuyu Santrali anlaşmasında olduğu gibi, yollar, köprüler, tüneller, havaalanları, yollar, kanallar vs. anlaşmalarla ülke ipotek altına sokuluyor. Bağımlılık, ülkenin tüm olanaklarının yağmalanmasına neden oluyor.

Yılın ilk iki ayında iflas edip kepenk kapatan esnaf 20 bini aşkın… Son dört yılda iflas eden esnaf sayısı 430 bin 275…

Sorgulayalım, birlikte sorgulayalım…

Türkiye’nin her dilden, her inançtan ve her kültürden halklarının birlikte sorgulama zamanıdır…

Hep işçi ve emekçileri, işsiz ve yoksulları bölüp parçalayarak birbirlerinden iktidar devraldılar…

Dün ABD’nin ve başkaca emperyalistlerin esaretine mahkum edilen Türkiye bugün Rusya ile bağımsız bir ilişki içinde ilerlemiyor ve ABD ya da diğer emperyalistlerin hegemonyasından kurtulmuyor.

Aksine ekonomik, siyasi, askeri, her alanda artan bir bağımlılık ve esaret ilişkisi gelişiyor, geliştiriliyor…

Savaş politikalarının yükü halkın sırtına yıkılıyor. Halk çocukları ölürken, halklar düşmanlaştırılıyor.

Hep birlikte sorgulama ve hesap sorma zamanı…

Ve elbet de işçiler, emekçiler, ezilenler, mağdurlar ve mazlumlar olarak hep birlikte çıkış yolu bulma zamanıdır. (Evrensel)

491 Defa Okundu.