BES Şube Başkanı Çiçek “Çalışanlarda geçim sıkıntısı had safhada”

GAZİANTEP-YENİ ÇİZGİ; KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası Gaziantep Şubesi Başkanı Yunus Çiçek son 5 yıl içerisinde Gaziantep’in nüfusunda önemli artış olurken, kamuda çalışan personel sayısının he...
YUNUS ÇİÇEK BES ANTEP ŞUBE BŞK  (3)

GAZİANTEP-YENİ ÇİZGİ; KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası Gaziantep Şubesi Başkanı Yunus Çiçek son 5 yıl içerisinde Gaziantep’in nüfusunda önemli artış olurken, kamuda çalışan personel sayısının hep aynı olduğunu, bu durum çalışanların iş yükünde büyük artışa yol açtığını söyledi. Son yaşanan dövizdeki dalgalanmalarla birlikte kamu çalışanlarının maaşlarının yüzde 60’ının erdiğini belirterek, “Hükümet yılbaşını beklemeden çalışanların maaşlarındaki kaybı gidermelidir. 65 olan mezarda emeklilik yaş oranı mutlaka düşürülmelidir. Zorunlu bireysel emeklilik dayatmasına son verilmeli, kamuda sosyal güvenlik sistemi güçlendirilmelidir

KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası (BES) Gaziantep Şubesi Başkanı Yunus Çiçek Yeni Çizgi Gazetesinin sorularını yanıtlayarak kamu çalışanlarının sorularını, eksiklerini ve çözüm yollarını anlattı. BES Şube Başkanı Çiçek röportajımızda çalışanların sorunlarına dikkat çekti.

Kamu emekçisinin ne gibi sorunları var?

ÇİÇEK; Kamu emekçisinin bir çok problemi var . Bunlardan bazıları İş yükü, mobbing, ulaşım ve en önemlisi Ekonomik sıkıntılar. Bu sıkıntılar ilimiz dahilinde son 5 yıllık süreçte Gaziantep il nüfusu yüzde yüz artmışken Kamudaki personel sayısı düşmüştür. Bu aktif görevdeki Kamu Emekçisinin iş yükünü arttırmıştır. Gaziantep ilinin ulaşım problemi had safhadadır. Kamudaki birçok kurumda ekonomik sebeplerden dolayı servis olmaması kamu emekçisinin işe geliş ve gidişlerinde sıkıntı yaratmaktadır. Ekonomik sıkıntıları ise had safhadadır.

Emekli yaşı 65 Türkiye koşularına göre bu doğrumu ne olmalıdır?

ÇİÇEK-Türkiye’de zor koşullarda çalışanlar için 65 yaş, mezarda emekliliktir. Emeklilik yaşı düşürülmelidir. Emekli maaş bağlama oranı yükseltilmeli, her türlü ek ödeme emeklilik maaşına yansıtılmalıdır. Zorunlu bireysel Emeklilik dayatmasına son verilmeli, kamuda sosyal güvenlik sistemi güçlendirilmelidir

İşyerlerinde işyeri hekimi ve işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetleri veriliyor mu?

ÇİÇEK; Bu çoğu resmi kurumda yoktur. Aslında sivillerde aranan bu özellik, devlet kurumları içinde geçerli olmalı. Çünkü devletin kurumlarında bir ç ok riske rağmen çalışan, hizmet üreten insanların hem can güvenlikleri, hem sağlıkları zaman zaman ciddi tehditlerle karşı karşıya. Bu nedenle işyerlerinde işyeri hekimi ile işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı istihdam edilmelidir. Ayrıca seçim vaadi olarak 3600 ek gösterge vaadi yerine getirilmeli ve tüm kamu çalışanlarına bu hak tanınmalıdır.

Hayat pahalılığı ve enflasyondan dolayı maaşlarda nasıl bir kayıp yaşandı?

ÇİÇEK; Siyasi iktidar “kriz miriz yok” diyor. Ama bugün maaşlarını alan 3 milyon kamu emekçisi ve 2 milyon kamu emeklisi olarak elimize geçen bordrolarımız öyle demiyor. Artan hayat pahalılığı karşısında gittikçe eriyen, daha cebimize girmeden borçlarımıza, kabaran faturalara giden maaşlarımızla ayın sonunu getiremiyoruz. Siyasi iktidar “ kriz, miriz yok. Bu da geçer yahu” diyor. Ama geçmiyor. Zam kasırgası gittikçe şiddetleniyor.

Bebek maması ve bezinden tutun meyve ve sebzeye kadar iğneden ipliğe her şeye ardı ardına yapılan zamlar sürmekte. Tam da okulların açıldığı dönemde kâğıtta, defterde, kırtasiye ürünlerinde, servis ücretlerinde yapılan artışlar cep yakıyor. Doğalgaz ve elektrik zamları otomatiğe bağlanmıştır. Kış aylarına girmeye hazırlandığımız bir dönemde, hem de döviz kuru kısmen düşmesine rağmen elektriğe ve doğalgaza tekrar zam yapılmıştır. Son zamlarla birlikte konutlarda kullanılan elektrik yılın başından bugüne yüzde 41, doğalgaz ise yüzde 44 zamlanmıştır. Bu fahiş artış oranlarına rağmen Hazine ve Maliye Bakanı “küresel olarak bir değişim süreci olmazsa yılsonuna kadar elektriğe ve doğalgaza zam yapmayacağız “ diyerek halka adeta dalga geçmektedir.

TÜİK gerçek enflasyonu saklasa da hayat pahalılığını çocuklar bile fark ediyor

ÇİÇEK; Bilindiği üzere TÜİK tarafından 3 Ekim’de açıklanan rakamlara göre aylık enflasyon yüzde 6.30, yıllık enflasyon ise yüzde 24.52 olarak gerçekleşmiştir. Hükümet temsilcileri söz konusu rakamların “sürpriz” olduğunu, uzmanların dahi bu derece yüksek enflasyon rakamları beklemediğini açıklıyor.Uzmanları bilmiyoruz, ama asgari ücretliler, işçiler, kamu emekçileri, emekliler için bu rakamlarda ‘sürpriz’ bir durum yoktur. Çünkü çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız yangının TÜİK’in resmi enflasyon rakamlarının çok daha üzerinde olduğunu bu ülkede çocuklar dahi bilmektedir.

Yıllık zamlar bir tarafa son bir ay içersinde yaşadığımız zamlar bile hayat pahalılığının ne kadar arttığını göstermektedir. Örneğin son bir ay içinde bebek mamasının fiyatında yüze 18, domatesin fiyatında yüzde 35,  sivri biberin fiyatında yüzde 32 artış yaşanmıştır.

Domateste, bibere gelen zamlar ve yumurtanın fiyatının bir yıl içinde yüzde 95 artması, geçtiğimiz ay “soğanlı mı olur soğansız mı“ tartışması yapılan menemeni bile sofraların lüks yemeği haline getirmiştir.

YANDAŞ SENDİKALAR ÇALIŞANLARI SIRTINDA VURDU

Devlet ile sözleşme yapan sendikalar gereken mücadeleye verebildi mi?

ÇİÇEK; Tüm ücretli kesimler gibi kamu emekçileri de artan hayat pahalılığında gittikçe yoksullaşmaktadır. Toplam 5 milyon kamu emekçisi ve emeklisi yandaş konfederasyon yönetimi ile hükümet arasında imzalanan, hiçbir zaman tutmayan hedeflenen enflasyon rakamlarının esas alındığı satış sözleşmelerinin bedelini ödemeye devam etmektedir.

Yandaş konfederasyon yönetiminin son satış sözleşmesinde altına imza attığı rakamlar çoktan pul olmuştur. Adeta çalışanları sırtında vurdular bunlar. Bilindiği üzere yandaş konfederasyon yönetiminin geçtiğimiz yıl altına imza attığı son satış sözleşmesi ile maaşlarımızda 2018 yılının ilk altı ayında %4, ikinci altı ayında ise %3,5 artış yapılması, 2019 yılında ise %4  +  %5 artış yapılması kararlaştırılmıştır.

TÜİK tarafından son açıklanan verilere göre Temmuz-Ağustos-Eylül ayını kapsayan üç aylık dönemin enflasyonu yüzde 9.3 tür. Yani yaşadığımız gerçek enflasyonunun çok uzağında olan resmi enflasyona göre bile önümüzde üç ay olmasına rağmen şimdiden yüzde 6 oranında bir enflasyon farkı oluşmuştur.

Gerçek enflasyonu nasıl anlıyoruz?

ÇİÇEK; Emekçiler için satın alma gücünü, refah durumunu gösteren en önemli ölçüt yaşanan gerçek enflasyonun üzerini örten TÜİK verileri değil, açlık ve yoksulluk sınırı verileridir. Konfederasyonumuz Araştırma Birimi KESK-AR’ın 2018 Eylül ayı açlık ve yoksulluk sınırı çalışmasına göre; dört kişilik bir aile için açlık sınırı 2.214 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 6.237 TL’ye ulaşmıştır. Buna göre eş ve çocuk yardımı dahil ortalama 3.250 TL maaş alan kamu emekçileri hızla açlık sınırına yaklaşmaktadır. Tüm emekçiler için satın alma gücünü gösteren ölçütlerden birisi de gelirin, uluslararası kabul gören döviz karşısındaki değeridir.  Hele de doğalgazdan, akaryakıta, elektrikten ete, pamuktan buğdaya kadar hem tükettiğimiz hem de üretimde kullanılan her şeyin ithal edildiği ülkemizde maaşlarımızın döviz karşısındaki değeri çok daha önemli hale gelmiştir. Türk lirasının döviz karşında değer yitirmesi kamu emekçilerinin satın alma gücünü ciddi şekilde eritmiştir. Örneğin sene başında, yani 2018 Ocak itibari ile 3.250 TL maaş alan bir kamu emekçisinin maaşı enflasyon farkı ve %4 oranındaki toplu sözleşme zammı sonucunda Temmuz itibari ile 3.664 TL’ye çıkmıştır. Ancak söz konusu kamu emekçisi Ocak-Eylül arası dokuz aylık dönemde döviz kurundaki ortalama artıştan kaynaklı olarak 1.067 ( bin altmış yedi) dolar kayıp yaşamıştır.

Kısacası sene başında maaşı 3.250 TL olan bir kamu emekçisi, dolar kurundaki artıştan kaynaklı olarak 9 aylık dönem içinde 2 maaş kayıp yaşamıştır.YUSUN ÇİÇEK BES ŞB BŞK

Hükümetin enflasyonla mücadelesini yeterli ve samimi buluyor musunuz?

ÇİÇEK; Yaşanan hayat pahalılığı karşısında halk çözüm odaklı ve kalıcı bir enflasyonla mücadele politikası beklerken siyasi iktidarın ilk işi TÜİK Başkan Yardımcısını görevden alıp yerine Hazine ve Maliye Bakanı’nın Enerji Bakanlığı döneminden mesai arkadaşını getirmek olmuştur. Geçtiğimiz hafta açıklanan “Enflasyonla Topyekun Mücadele Programı” ise günlerdir kamuoyunda yaratılan beklentiyi karşılamanın çok uzağındadır. Söz konusu program paketinden patronlara yeni vergi iadeleri, krediler, KDV iadesinin kolaylaştırılması gibi müjdeler çıkarken vatandaşlara ise çıka çıka yaşanan gerçek enflasyonun %50’yi aştığı koşullarda, 80 gün sürecek %10 indirim kampanyasının yapıldığı firmalardan alış veriş yapma tavsiyesi çıkmıştır.Kısacası siyasi iktidar halkı oyalamaya, yaşanan krizin faturasını emekçilere yıkmaya çalışmaktadır.

Bizler KESK’e bağlı sendikaların üyeleri olarak bir kez daha altını çiziyoruz. Yaşanan krizin sorumlusu ücretleri, gerçek enflasyon yerine hiçbir zaman tutmayan hedeflenen enflasyon rakamlarına göre belirlenerek gittikçe yoksullaştırılan, büyümden pay verilmeyen, sendikal hakları teker teker yok edilen asgari ücretliler, işçiler, kamu emekçileri ve emekliler değildir. Dolayısıyla işçilerin, emekçilerin bu krizi yaratanlara bir borcu yoktur. Tam tersine yıllardır yaşadığı kayıplardan kaynaklı alacağı vardır.

Bu kayıplar için neler yapılmalıdır? Hükümetten beklentileriniz nelerdir.

ÇİÇEK; Sadece bu yıl değil, yıllardır yandaş konfederasyonun altına imza attığı satış sözleşmeleri ile sonucunda yaşadığımız kayıpların telafi edilmesini,

  • Maaşlarımızda Ocak ayı beklenmeden, hemen şimdi yaşanan gerçek enflasyon temel alınarak artış yapılmasını,
  • Elektrik, doğalgaz, akaryakıt, ekmek gibi temel ihtiyaç mallarına yapılan zamların geri alınmasını, zam yapılmamasını,
  • Kamu emekçilerinin iş güvencesini ortadan kaldırmayı hedefleyen saldırılara son verilmesini,
  • Sadece yaşadığımız gerçek enflasyon değil, bir ay önce açıklanan Yeni Ekonomi Programında (YEP) yer verilen 2018 yılı için yüzde 20.8, 2019 yılı için yüzde 15.9 enflasyon hedefleri bile yandaş konfederasyon yönetiminin altına imza attığı son satış sözleşmesinin çoktan hükmünü yitirdiğini ispatlamaktadır. Bu nedenle kamu emekçilerinin temel sorunlarının çözülmesi için bütçe döneminden önce gerçek bir toplu sözleşme yapılmasını istiyoruz.
  • Vergi diliminin sabitlenmesi
  • Mülakat değil Liyakat
  • Kamuda 100 binleri aşan ihraçlar var . Komisyonun biran önce araştırmalarını yapıp karara bağlaması gerekiyor. Biz son üyemiz dönünceye kadar, hukuki tüm haklarımızı kullanarak mücadele edecez.

Tüm kamu emekçilerini insanca yaşamaya yetecek bir ücret ve güvenceli çalışma için bu taleplerine sahip çıkmaya, omuz omuza mücadele etmeye çağırıyoruz. YENİ ÇİZGİYUNUS ÇİÇEK BES ŞUBE BŞK  (3)

 

293 Defa Okundu.