Bana baba deme, sevgilim de!

Betül ERİKÇİ” Yazdı..

 

 

Asla yorulmayacağım, asla susmayacağım bu konuda kendimi tekrarlıyor olmak beni kahrediyor olsa dâhi. Çocuklara yönelik yapılan istismar, tecavüz, tacize ve nice cani bir vaziyette akıl almaz nedenlerle katledilmesine tahammül kalmadı…

Bu ülke, ne zaman hangi arada bu hale geldi böyle.

İlkokulda ilken bizim bir marşımız vardı ezberimize kazıyıp hevesle okuduğumuz.

-“ilkem küçüklerimi korumak.”

Duyuyoruz ki baba kızına bir yıldır tecavüz ediyor, “ baba deme bana, sevgilim de” diyor. Hane içi durumunu herhangi bir olaya benzetme yapamıyorum henüz dilimize bu durumu açıklayacak bir kavram gelmedi. Kadın ve çocuklara; toplu taşımalarda, yolda, kapalı açık mekanlarda yani anlayacağınız hanesinden dışarıya adımını attığı andan itibaren tehlikede a! pardon evde de ayrı tehlike unsuru detayda gizli.

Geçtiğimiz yazımda bahsettim gibi, arkadaşım bu işi sonlandırmak istiyorsan önce eğitimini vereceksin yahu ayıp değil aile içi, cinsel, kişisel gelişim, toplumda yaşama şartlarını öğretmek en önemli görevlerden birisi oldu. Çocuklarımıza evet öğretelim korunma yollarını susmamaları gerektiğini amma velakin adı üstünde çoo cuk…

Medyayı takip eden vatandaşlarımız görmüştür yada duymuştur, yurtiçinde ve yurtdışında çocuk parklarında deney yapılıyor ailesi tarafından yabancılara karşı nasıl davranılması gerektiği öğretilse dâhi yine kandırılıp yabancı kişiler tarafından kandırılabiliyor.

O halde yetişkin insanlara eğitim verilmesi CAYDIRICI ceza yöntemleri getirilmesi şart.. Daha ne olması gerekiyor gökten taş mı yağmalı ne gibi mucizevi unsurlar olmalı ki istenilen ceza yasalarla beraber gelsin.

Memleketim de konak mahallesinde 60 yaş üzeri bir yaratık iki çocuğu taciz ediyor ve torunun yaşında neden yaptın diye sorulduğun da “verin evleneyim” basit bir biçimde açıklık getiriyor yaptığı edepsizliğe.

Artık sözlerin bittiği yer bu konu defalarca yazılıp çizildi kalemler isyanını kağıda döktü, yazarlar en sert dille kaleme aldı, haberciler işlerinden olma pahasına sözler sarf ettiler, vatandaşlar tepkilerini Türkiye’nin farklı bölgelerinde Leylalar Eylül’ler için yanan yüreklere su serpmek için yürüyüşler yaptı kampanyalar başlattı imzalar toplandı ve daha bir çok toplumu bilinçlendirmek için faydalı işler gerçekleştirildi.

Verilen sözlerin artık yerine getirilme zamanı gelmedi mi hâlâ?

 

 

630 Defa Okundu.